Omar 的个人资料Assalamu Alaikum wa rahm...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


6月8日

YA RASULALLAH

 
   
       
 
Image Hosted by ImageShack.us

♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥
 
 
             
esmaulhusna.com

                 ESMA-UL HÜSNA        

                                                                                

                                                

                             

 

4月27日

HOŞGELDİNİZ

 

Gençlerinizin en hayırlısı ihtiyarlarınıza benzeyendir

 

Dünya zevkinin terki, helâl bir şeyden kendini mahrum etmek veya malı elden çıkarmakla değildir. Fakat dünya sevgisinin terki, elinde bulunanların Allah'ın katında bulunanlardan daha güven verici olmaması ve bir musibete uğradığın zaman o musibet sende bırakılmış olsaydı sevabı için ona daha istekli olmandır.

 

 

 

Sabaha çıktığın zaman kendine akşamın sözünü etme, akşama çıktığın zaman da kendine sabahın sözünü etme. Hastalığından önce sıhhatinden, ölümünden önce hayatından (istifâde edip tedbir) al. Çünkü sen, ey Abdullah! Yarın adının (mutlu mu, bedbaht mı) ne olacağını bilemezsin.

 

 

 

 bu dünya "dayanma" dünyasıdır,

"darılma" değil !!!

 

ademoğlu kıyamet gününde

 şu beş şeyden soruluncaya kadar yerinden ayrılamaz:

1- ömrünü nerede geçirdi?

2- gençliğini nerede tüketti?

3- malını nereden kazandı?

4- malını nereye harcadı?

5- bildiğiyle ne amel yaptı?

 

 

insan bilmediği şeye "düşmandır" !

 

 

 

                    
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  nur alemi
.

Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi,
Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi;
Bu bir serap olsa da hafakanlarım dindi..
Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi.

Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam,
Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam;
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam..
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam.

Anladım vaslına ermek için artık çok geç,
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek..
Anladım vaslına ermek için artık çok geç...
 

Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından,
Ne olur Sana ulaşmam için kanadından;
Bana bir tüy ver pervaz edeyim hep ardından..
Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından.

Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül;
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül!.
Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül!

Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım,
Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım;
Sensiz geçen bu acı rüyadan kurtulayım..
Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım..

Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta,
Ruhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta;
Göster çehreni ki güneş gurûba kaymakta..
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta...

Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun..
Ne olur hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..!

<<<YAZICIDAN ÇIKTISI ALINIP MUTFAĞA ASILMASI VE HER YEMEKTE OKUNMASI TAVSİYESİ İLE>>>

 

 

YEMEK DUASI

 Ey bizi nimetleriyle perverde eden SULTANIMIZ!

Bize gösterdiğin numunelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet.  Bizi bu çöllerde mahfettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb'id ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyyetini başıboş bırakıp idam etme. YA RAB! kusurumuzu affet bizi kendine kul kabul et. Emenetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl.  Ruhumuzu cesedimize, kalbimizi nefsimize, aklımızı midemize hakim eyle. Lezzeti şükür için isteyen kullarından eyle. YA RAB! Resulu Ekrem Aleyhissalatü  Vesselamın bereketi hürmetine bize ihsan ettiğin maddi ve manevi rızkımıza bereket ihsan et!.. Amin!...

 (Risale-i Nûr Külliyâtı'ndan...) 

 

 

 

 

Ümit Dinidir İslâm, Karamsarlık Yok

 

"YE'S (ÜMİTSİZLİK) ÖYLE BİR BATAKLIKTIR Kİ DÜŞME BOĞULURSUN

ÜMİDE SARIL,ÇIK BAK NE OLURSUN"

MEHMET AKİF ERSOY

Rabbimizin hem (rahmeti) hem de (gazabı) vardır. Ancak Rahmeti mi, yoksa gazabı mı fazla? diye sorulan bir soruya Rabbimiz kendisi cevap vermektedir:
– Rahmetim gazabımı geçmiştir!

Evet, Rabbimizin rahmeti gazabını aşmış ve taşmıştır.

Bunu kulunun iyiliğine yazdığı sevapla, kötülüğüne yazdığı günahtan da anlamak mümkündür.
Kul bir iyilik yaparsa sevabını ondan başlatan Rabbimiz, bir kötülük yaparsa günahını birden başlatmakta, böylece rahmetinin gazabını geçtiğini de açıkça ilan etmiş bulunmaktadır.

Kuran-ı Kerimde tekrarlanan âyetler de bunu ifade etmektedir:
– Kim bir iyilik yaparsa on sevap yazılır. Kim de bir kötülük işlerse bir günah kaydedilir. (Enam–160).

 

 

Görülen odur ki, kul bir iyiliğine on sevap aldığına göre ümitsizlik hissine girmemeli, sadece iyiliğini daha da çoğaltmayı hedef almalıdır. Zira bir iyiliğe on sevap yazıldığına göre kurtulması çok mümkündür. Rabbimiz de kulun kurtulmasını istediği içindir ki lehine koymuş hükmünü. Bir hayrına on sevap yazmayı takdir buyurduğunu ilan etmiştir kitabında. Hemen ilave edelim ki bu iyiliğin de zerresi zayi olmadan intikal edecektir mahşerdeki günah sevap terazisine.

Bunu da ilan etmiştir Rabbimiz (Zilzal) suresindeki âyetinde:
– Kim zerre kadar hayır işlerse karşılığını görecektir.

 Kim de zerre kadar şer işlerse cezasına uğrayacaktır. (Zilzal 7–8)

Bir gün bu âyetleri okuyan Efendimiz (sav)in huzurunda sahabeden Ebu Said el Hudri de vardı.

Dikkatle dinledikten sonra sordu:
– Ya Resulallah, bu âyette Rabbimiz işlediğimiz hayrın da şerrin de

 zerresinin zayi olmayacağını haber veriyor, değil mi?
– Evet, öyledir, buyurunca, feryadı basıyor Ebu Said el Hudri:
– Yandın ey Ebu Said yandın, annen ağlasın haline...
Efendimiz (sav) soruyor:
– Seni yakan nedir ey Ebu Said?

– Ya Resulallah diyor, işlediğim şerrin zerresi dahi zayi olmayacaksa ben nasıl içinden çıkabilir,

hesabını verebilirim bunca şerrin?
Efendimiz tebessümle izah ediyor:
– Ey Ebu Said diyor, senin zerresi zayi olmayan sadece şerrin değil ki. Hayır olan işlerinin de zerresi zayi olmadan terazinin sevap tarafına konuyor, böylece bire bir olan günahın karşısında bire on olan sevapların da tartıya giriyor, sevapların daha ağır geleceğinden seni inşaallah kurtarıyor. Yeter ki bire on kazandıran iyilik ve hayırlarını daha da çoğalt, lehine olan durumu daha da lehine çevirmekten geri kalma.

Evet, Rabbimizin rahmeti gazabını geçmiştir. Bir iyilik ve hayra on sevap verir, bunun da zerresini zayi etmeden terazisinde tartar, kulunu kurtarır. Yeter ki kul buna rağmen günahını ağır getirecek bir ihmal ve ilgisizliğe yönelmiş olmasın. Hayrı, şerrine galip gelsin.

Bundan dolayı söylenmiştir şu söz:
– Ümit dinidir İslâm, karamsarlığa yer yoktur!
– Çünkü Rabbimizin rahmeti, gazabından çoktur!
ahmet şahin

"sorularla islamiyet"

İnsanlığımız sönmüş mü? Kâlpler neden bu kadar hissiz? Niçin gözyaşları rüyalara terk edildi?

 Yoksa biz kendimizi yaşamıyor muyuz? Öyle değilse neden yanarken gülüyoruz?

Ben, bize basiretli diyemeyeceğim. Çünkü göremiyoruz yarını...

Anlayamıyoruz bizden evvel boğazlananların yerinde boğazlanacağımızı...

 

 

Aşk ile Ya Resulallah

Bir asaya dayıyorum başımı,Musa Tuva vadisinden geçerken ,başımı göğe çeviriyorum.Kervanın bir ucunda hüzünlerinin urganı,lifleriyle çöl susuzluğumu giderirken ,doğruluyorum,makam tevekkül makamı..

Bütün sözlerin arasından Eyyüb’ün sabrını alıp,yaralarıma sürüyorum..İbrahim’i gülşenlere ,'Hasbunallah ve ni’mel vekil'le atıyorum mancıktan kendimi..

Nuh’un gemisine kütük olmak için çölün kaktüslerindeki suyu çekiyorum köklerime..İsmail’in koça uzatılan boynudur boynum,Vahyin geldiği yere vird ediyorum,bıçak çekiliyor boynumdan..

Yunus’la girdim balığına karnına,dağdağalı denizdeki ,karanlıktan çıkmanın vaktidir..’La ilahe illa ente sübhaneke ,inni küntü minezzalimin’..

Göğsümdeki inşirahla Güneşin batışını seyrediyorum._Güneş nereye gitti Ey Ebu Zeer?...Güneş secde etti …İşte yüzümü kapadığım yerdeki mekan geniş ve ferah…

_Burdan ötesine ben gelemem, dedi o  güzel yoldaş..-Niye Ey Cibril?..-Yanarım..Ordan öteye nasıl geçilir..AŞK İLE..

Aşk İle hu.. 

Gel ey, konuşurken dudaklarına tebessümler karışan...

Gel ey, yüzüne üzgünlerin üzüntüsünü dağıtmak yaraşan!..

  Gel ey, âteş-i aşkına yanmak için âşıkları birbiriyle yarışan!..
 
 _SEÇME HADİSLER_

 ... 

"İlmin efdali imân ilmidir. Bu ilimle az olan amel, ilim ile olduğu için menfâât verir.

 Fakat çok amel cehil ile olsa menfââtsizdir." 

(hadis-i şerif)

 “Çok gülmeyiniz! Zira çok gülmek kalbi öldürür.

 

“Mü’minin şeref ve itibarı, gecelerini ibadetle geçirmesinde; izzet ve haysiyeti de, gönül tokluğu içinde bulunup insanlara el açmamasındadır.”

 

 Benden sonra bana inanan müslümanlar hakkında şu 3 şeyden korkuyorum: Onları idare edenlerin zulme sapmalarından. Yıldızların (Burçların) yaşamlarına etkisi olduğuna inanmalarından. Kaderi inkar etmelerinden.

Hiçbir müslüman yoktur ki, Allah’a dua atsin de, Allah duasına şu 3 halden biri ile cevap vermesin: Kişi dua ettiğinde, Allah, onun karşılığını dünyada acilen (peşin) verir. Duanın karşılığını ahirete erteler. Yaptığı dua kadar, o kuldan bir dert ve sıkıntıyı giderir. Bu sözü işitince sahabiler sevinç içinde: Öyleyse, bizler çok dua ederiz, dediler. Allah Resulü de şu açıklamayı yaptı: Allah’ın kabul etmesi, sizin duanızdan daha çoktur.

Ümmetimin sonlarına doğru, mescidlerini süsleyip te kalplerini harabeye çeviren topluluklar görülür. Onlar, elbisesine verdiği önemi, dinine vermeyecek.Dünyalığı yerindeyse, dinlerine ne olduğuna aldırmayacak.

Kim Allah ile kendisinin arasını düzeltir, güzel yaparsa; Allah ta onun, insanlarla arasını düzeltir, güzel yapar.Kim iç dünyasını (kalbini, niyetini) düzeltirse, Allah da onun dışını (davranışlarını) düzeltir

En üstün ibadet, sıkıntı anında sabırla kurtulmayı beklemektir

“Daha vakti var, ilerde yaparım” demek, şeytanın mü’minlerin kalplerine bıraktığı bir vesvesedir.

Kul bir günah işler. Ama onunla cennete girer. Bu şöyle olur: İşlediği günah devamlı hatırındadır. Ondan her hatırladıkça tövbe edip kaçınır. Böylece o günah sebebiyle Cennete girer. 

 

Erzurum’lu İbrahim Hakkı hazretlerine göre kalbin incelmesi beş şeyle olur:

1-Zikri daim olmak

2-Az yemek

3-Namazda huşu

4-Seherler de uyanık olmak

5-Salihlerle beraber olmak

 

 

Ebu Süleyman Darani çok yemenin 5 belasını sıralar:

1-İbadette lezzet bulamamak

2-Şefkat azlığı

3-Taatte tembellik

4-Şehvetin galip olması

5-Çok sık tuvalete gitmek

 Sufiler demişlerdir ki: “Ruhi bela ve afetlerin hepsi, doygunluk ve toklukta toplanmıştır.

Hayır ve bereket aç karındadırMide bütün nefsani isteklerin kaynağı, dertlerin ve afetlerin ocağıdır

 Çok yemek ve içmek yüzünden organlarda gece ve gündüz ibadete karşı bir ağırlık ve tenbellik gelir

Az yemenin manevi faydaları:

 1-Kalb safası ve zihin zindeliği 2-Kalbe incelik ve yumuşaklık kazandırması

3-Alçakgönüllülüğü yerleştirmesi 4-Şehvetleri kırıp nefse hakimiyet sağlaması

5-İbadete devamı kolaylaştırması   6-Vesveseleri azaltması

7-Kıyamet gününün açlığını hatırlatması  8-Ruhu saflaştırması

9-Harama düşme tehlikesini azaltması    10-Samed sıfatının tecellisine erdirmesi

 

 

GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜSÜNÜR

GÜZEL DÜSÜNEN HAYATINDAN LEZZET ALIR (Bediiüzzaman)

 
  .
.
  Her şeyin iyi cihetini ve güzel veçhesini görmek, yani imanlı bir nikbinliğe (iyimserliğe) malik olmak, gü­zel huy ve ahlâkla meşru dairede yaşamak ve bundan İlâ­hî bir haz duymak akıl, kalp ve ruhun her zamanki du­rumu ol­malıdır.
Ruh, akıl ve kalp eğer maarif-i İlâhiye ile, ilm-i iman ve ma­rifetullahı ders veren Risale-i Nur’la salim ise; en tehlikeli anlarda, bedbinlik veren en ümitsiz hallerde, yaşamayı çok acı bulduğun en bunaltıcı ve buhranlı çağlarda, inim inim in­lediğin saatlerde bile nikbin (iyimser) olabilirsin.
 
Nikbin olmakla da hayatın dağlarvari dağdağaları al­tın­da ezilmekten kurtulmak için şahlar gibi şahlanabilirsin ve şahlanmalısın.
 
Bilhassa yeis, ümitsizlik ve bedbinlik hislerinin sana mu­sallat olduğu çağlarda ve zamanlarda bütün nikbinlik ve ce­saretini ele alarak yeisin attığı sefahet yatağından fırlamalı­sın ve fırlayacak kudretin özünde mevcut olduğunu bilmeli­sin.
 
Gözlerinin ümit, saadet ve muvaffakiyet sürurunun ve sevincinin parlak kıvılcımlarıyla parladığını âyineye bakıp görmelisin.
Sakın hiçbir zaman deme ki; her işin kötü gittiği bir sı­rada, insan nasıl ümitvâr ve nikbin olabilir?
 
Nikbin bir vaziyete sahip olmak demek; daima kuvvet-i imanla dayanmaya, en kötü durumlarda bile herşeyi iyi görmeye, hadiseleri mümkün olabilen en müsbet, yani en olabilir taraflarını elde edebilecek surette karşılamaya hazır bulunan ruhun müsbet bir durumuna erişmektir.
Ruh böyle bir durumu birden bire elde edemez. Ancak bilmelidir ki irade, sabır, sebat ve enerji ile herşeye vasıl olunur.
Gelişigüzel yaşayan adam ölüme sürüklenir. Hadiseleri ve güçlükleri yenmek elinde değilse bile hiç olmazsa kendi kendine telkinlerde bulunmalısın ve istiğfar ve “hasbünallâ­hu ve ni’me’l-vekil” duasına devam etmelisin.

 

     
 

Hz. Mevlânanın Yedi Öğüdü
1.cömertlikte ve yardim etmede akarsu gibi ol
2.sefkat ve merhamette günes gibi ol
3.baskalarinin kusurunu örtmede gece gibi ol
4.hiddet ve asabiyette ölü gibi ol
5.tevazu ve alcak gönüllülükte toprak gibi ol
6.hos görürlülükte deniz gibi ol
7.ya oldugun gibi görün , ya da göründügün gibi ol...
 1.Act like the sun in love and compassion!

2.Act like a river in friendship and fraternity!

3.Act like the night in covering the faults of others!

4.Act like the soil in humility and selflessness!

5.Act like a dead one in anger and fury!

6.Act in accordance with the way you look!

7.Look in accordance with the way you act!

 

------------------------------------------------------------------------------

 
Gel, gel...
Yine gel.
Kafir, mecusi, putperest olsan da yine gel...
Bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değildir.
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
 Come,come no matter what you are,

A polytheist,fire-worshipper or idolater,

Our dervish convent is not the assembly of hopelessness

Come,even though you have broken your repentance a hundred times

------------------------------------------------------------------------------

 
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

 I saw many humans on who there were no clothes,

I saw many clothes in which there were no humans.

------------------------------------------------------------------------------

 The one who seeks a perfect friend is alone in teh end.

 Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır

------------------------------------------------------------------------------

 If you want to know someone,look at his friends

 Bir kimseyi tanımak istiyorsan, dusup kalktıgı arkadaslarına bak.

------------------------------------------------------------------------------

                       aleminur                  

  

NAMAZ BAHSİ

 
   
♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥
 

 

Image Hosted by ImageShack.us

 
"Namaz dinin diregidir."
Hadis

NAMAZ ne kadar kıymettar ve mühim, hem ne kadar ucuz ve az bir masrafla kazanılır; hem namazsız adam ne kadar divane ve zararlı olduğunu iki kere iki dört eder derecesinde kat’î anlamak istersen,
şu temsîlî hikâyeciğe bak, gör:

Bir zaman, bir büyük
hâkim, iki hizmetkârını, herbirisine yirmi dört altın verip, iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor. Ve onlara emreder ki:
 
“Şu para ile yol ve bilet masrafı yapınız. Hem oradaki meskeninize lâzım bazı şeyleri mübâyaa ediniz. Bir günlük mesafede bir istasyon vardır. Hem araba, hem gemi, hem şimendifer, hem tayyare bulunur.
Sermayeye göre binilir.”

İki
hizmetkâr, ders aldıktan sonra giderler.
Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.
Fakat o masraf içinde, efendisinin hoşuna gidecek öyle güzel bir ticaret elde eder ki, sermayesi birden bine çıkar.
 
Öteki hizmetkâr bedbaht, serseri olduğundan, istasyona kadar yirmi üç altınını sarf eder. Kumara mumara verip zayi eder. Birtek altını kalır.
 
Arkadaşı ona der:
“Yahu, şu liranı bir bilete ver, ta bu uzun yolda yayan ve aç kalmayasın. Hem bizim efendimiz
kerîmdir; belki merhamet eder, ettiğin kusuru affeder. Seni de tayyareye bindirirler; bir günde mahall-i ikametimize gideriz. Yoksa, iki aylık bir çölde aç, yayan, yalnız gitmeye mecbur olursun.”

Acaba şu adam inat edip, o tek lirasını bir
define anahtarı hükmünde olan bir bilete vermeyip muvakkat bir lezzet için sefahete sarf etse, gayet akılsız, zararlı, bedbaht olduğunu en akılsız adam dahi anlamaz mı?

İşte ey namazsız adam!
Ve ey namazdan hoşlanmayan nefsim!
O
hâkim ise, Rabbimiz, Hâlıkımızdır.
O iki hizmetkâr yolcu ise: Biri mütedeyyin, namazını şevkle kılar;
diğeri gafil, namazsız insanlardır.
O yirmi dört altın ise, yirmi dört saat her gündeki ömürdür.
O has çiftlik ise Cennettir. O istasyon ise kabirdir.
O seyahat ise kabre, haşre, ebede gidecek beşer yolculuğudur.
amele göre, takvâ kuvvetine göre, o uzun yolu mütefâvit derecede kat’ ederler.
Bir kısım ehl-i takvâ berk gibi, bin senelik yolu bir günde keser.
Bir kısmı da hayal gibi, elli bin senelik bir mesafeyi bir günde kat’ eder. Kur’ân-ı Azîmüşşan şu hakikate iki âyetiyle işaret eder.
O bilet ise namazdır. Bir tek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir.
 
Acaba yirmi üç saatini şu kısacık hayat-ı dünyeviyeye sarf eden
ve o uzun hayat-ı ebediyeye bir tek saatini sarf etmeyen,
ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilâf-ı akıl hareket eder! Zira, bin adamın iştirak ettiği bir piyango kumarına yarı malını vermek akıl kabul ederse—halbuki kazanç ihtimali binde birdir—sonra yirmi dörtten bir malını, yüzde doksan dokuz ihtimalle kazancı musaddak bir hazine-i ebediyeye vermemek ne kadar hilâf-ı akıl ve hikmet hareket ettiğini, ne kadar akıldan uzak düştüğünü, kendini âkıl zanneden adam anlamaz mı?

Halbuki namazda ruhun, kalbin, aklın büyük bir rahatı vardır.
Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir.
Hem namaz kılanın diğer mübah, dünyevî amelleri, güzel bir niyetle ibadet hükmünü alır. Bu surette bütün sermaye-i ömrünü âhirete mal edebilir; fani ömrünü bir cihette ibka eder.

VEDA HUTBESİ

 
   
 


 

PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN VEDA HUTBESİ

(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M . Cuma)

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitab etti:

 

"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür.”

 

"Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.  İnsanlar! Bugünleriniz nasıl  mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

Ashabım!  Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O'da sizi yaptıklarınızdan  dolayı sorguya çekecektir. Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar,bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.

Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir. Lakin  anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.

Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nın kan davasıdır.

Ey insanlar! Muhakkak ki, şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.

Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Ey mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç   şaşırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin sünnetidir.

Mü'minler!  Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman'ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar  kardeştirler. Bir Müslüman'a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.

Ey insanlar!  Cenab-ı Hak her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır.

Ey insanlar!  Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında  en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz.  Kimse kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine  suçlanamaz.

Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:

-  Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.

-  Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.

-  Zina etmeyeceksiniz.

-  Hırsızlık yapmayacaksınız.

İnsanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? "

Sahabe-i Kiram birden söyle dediler:

"Allah'ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatte bulundunuz, diye şahadet ederiz!"

Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şahadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve söyle buyurdu:

"Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! "

 

Birkaç biçare gençlere verilen...

Bir tenbih, bir ders, bir ihtardır
Bediüzzaman
 

 

BİRKAÇ BÎÇARE GENÇLERE VERİLEN

Bir tenbih, bir ders, bir ihtardır

 

Bir gün yanıma birkaç genç geldiler. Hayat ve gençlik ve hevesat cihetinden gelen tehlikelerden sakınmak için, te’sirli bir ihtar almak isteyen bu gençlere, ben de eskiden Risale-i Nur’dan medet isteyen gençlere dediğim gibi dedim ki:

Sizdeki gençlik kat’iyyen gidecek. Eğer siz daire-i meşrûada kalmazsanız, o gençlik zâyi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem âhirette kendi lezzetinden çok ziyade belâlar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslâmiyye ile, o gençlik nîmetine karşı bir şükür olarak, iffet ve namusluluk ve taatte sarf-etseniz, o gençlik mânen bâki kalacak. Ve ebedî bir gençlik kazanmasına sebeb olacak.

Hayat ise; Eğer îman olmazsa, veyahut isyan ile o îman te’sir etmezse; hayat, zahirî ve kısacık bir zevk ve lezzetle beraber, binler derece o zevk ve lezzetten ziyade elemler, hü-zünler, kederler verir. Çünki; insanda akıl ve fikir olduğu için, hayvanın aksine olarak ha-zır zamanla beraber geçmiş ve gelecek za-manlarla da fıtraten alâkadardır. O zamanlar-dan dahi hem elem, hem lezzet alabilir. Hay-van ise, fikri olmadığı için, hazır lezzetini, geçmişten gelen hüzünler ve gelecekten gelen korkular, endişeler bozmuyor. İnsan ise; eğer dalâlet ve gaflete düşmüş ise, hazır lezzetine geçmişten gelen hüzünler ve gelecekten gelen endişeler o cüz’î lezzeti cidden acılaştırıyor, bozuyor. Hûsusan gayr-ı meşrû ise, bütün bütün zehirli bir bal hükmündedir. Demek hayvandan yüz derece, lezzet-i hayat noktasında, aşağı düşer. Belki ehl-i dalâletin ve gafletin hayatı, belki vücudu, belki kâinatı; bu-lunduğu gündür. Bütün geçmiş zaman ve kâinatlar, onun dalâleti noktasında mâdumdur, ölmüştür. Akıl alâkadarlığı ile ona zulmetler, karanlıklar veriyor. Gelecek zamanlar ise, itikadsızlığı cihetiyle yine mâdumdur. Ve ademle hâsıl olan ebedî firaklar, mütemadiyen onun fikir yoluyla hayatına zulmetler veriyorlar.

Eğer îman hayata hayat olsa; o vakit hem geçmiş, hem gelecek zamanlar, îmanın nûruyla ışıklanır ve vücud bulur. Zaman-ı hazır gibi ruh ve kalbine îman noktasında ulvî ve manevî ezvakı ve envâr-ı vücudiyeyi veriyor. Bu hakikatin, «İhtiyar Risalesinde» Yedinci Rica’da izahı var. Ona bakmalısınız.

İşte hayat böyledir. Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı îman ile hayat-landırınız ve ferâizle zînetlendiriniz. Ve gü-nahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.

Her gün ve her yerde ve her vakit vefiyat-ların gösterdikleri dehşetli hakikat-ı mevt ise, size, başka gençlere söylediğim gibi bir tem-sil ile beyan ediyorum:

Meselâ, burada gözünüz önünde bir darağa-cı dikilmiş. Onun yanında bir piyango fakat pek büyük bir ikramiye biletleri veren dairesi var. Biz buradaki on kişi alâküllihâl, ister istemez, hiç başka çare yok, oraya davet edileceğiz. Bizi çağıracaklar. Ve çağırma zamanı gizli olmasından, her dakika ya «Gel îdam biletini al.. darağacına çık» veyahut «Gel, milyonlar altın kazandıran bir ikramiye bileti sana çıkmış.. gel, al» demelerini beklerken, birden kapıya iki adam geldi. Biri, yarı çıplak güzel ve aldatıcı bir kadın, elinde zâhiren gayet tatlı fakat zehirli bir helva getirip yedirmek istiyor. Diğer biri de, aldatmaz ve aldanmaz ciddî bir adam, o kadının arkasından girdi. Dedi ki:

 «Size bir tılsım, bir ders getirdim. Bunu okusanız, o helvayı yemezseniz, o darağa-cından kurtulursunuz. Bu tılsım ile o emsalsiz ikramiye biletinizi alırsınız. İşte bu darağacında zâten gözünüzle görüyorsunuz ki, bal yiyenler oraya giriyorlar ve oraya girinceye kadar, o helvanın zehirinden dehşetli karın sancısı çekiyorlar. Ve o büyük ikramiye biletini alanlar çendan görünmüyorlar ve zâhiren onlar da o darağacına çıktıkları görünüyor. Fakat onlar asılmadıklarını, belki oradan kolayca ikramiye dairesine girmek için basamak yaptıklarını milyonlar şâhidler var, haber veriyorlar. İşte pencerelerden bakınız. En büyük memurlar ve bu işle alâkadar büyük zatlar yüksek sesle ilân ediyorlar ve haber veriyorlar ki: «O darağacına gidenleri aynel  yakîn gözünüz ile gördüğünüz gibi bu ikramiye biletini tılsımcılar aldıklarını hiç şek ve şübhesiz gündüz gibi kat’î biliniz.» dedi.

İşte bu temsil gibi zehirli bir bal hükmünde olan gayr-ı meşrû dairedeki gençliğin sefa-hetkârâne zevkleri, hazine-i ebediyyenin ve saadet-i sermediyyenin bileti ve vesikası olan îmanı kaybettiği için, darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümat kapısı olan kabrin  musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer. Ve ecel gizli olduğu için genç, ihtiyar farketmeyerek her vakit ecel cellâdı, başını kesmek için gelebilir. Eğer o zehirli bal hükmünde olan hevesat-ı gayr-i meşrûayı terkedip, tılsım-ı Kur’anî olan îman ve ferâizi elde etmekle ve fevkalâde mukadderat-ı beşer piyangosundan çıkan saadet-i ebediyye hazinesi biletini alacağına, yüzyirmidört bin Enbiya Aleyhimüsselâm ile beraber hadd ü hesaba gel-meyen ehl-i velâyet ve ehl-i hakikat müttefikan haber veriyorlar. Ve âsârını gösteriyorlar.

Elhasıl: Gençlik gidecek... Sefâhette gitmiş ise, hem dünyada, hem âhirette, binler belâ ve elemler netice verdiğini ve öyle gençler ekseriyetle su-i istimâl ile, isrâfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklariyle hapishanelere veya sefaletha-nelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılar-la meyhanelere düşeceklerini anlamak ister-seniz; hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. Elbette hastahanelerin ekseriyetle lisan-ı hâlinden, gençlik sâikasıyla isrâfat ve sû-i istimâlden gelen hastalıktan eninler, eyvahlar işittiğiniz gibi; hapishanelerden dahi, ekseriyetle gençliğin taşkınlık sâikasıyla gayr-ı meşrû dairedeki harekâtın tokatlarını yiyen bedbaht gençlerin teessüflerini işiteceksiniz. Ve kabristanda ve mütemadiyen oraya girenler için kapıları açılıp kapanan o âlem-i berzahta, -Ehl-i keşfilkuburun müşahedâtiyla ve bütün ehl-i hakikatın tasdikıyla ve şehadetiyle- ekser azablar, gençlik sû-i istimalâtının neticesi olduğunu bileceksiniz.

Hem nev-i insanın ekseriyetini teşkil eden ihtiyarlardan ve hastalardan sorunuz. Elbette ekseriyet-i mutlaka ile esefler, hasretler ile "Eyvah! gençliğimizi bâd-ı heva, belki zararlı zâyi ettik. Sakın bizim gibi yapmayınız." di-yecekler. Çünki beşon senelik gençliğin gayr-ı meşru zevki için, dünyada çok seneler gam ve keder ve berzahta azab ve zarar ve âhirette cehennem ve sakar belâsını çeken adam, en acınacak bir halde olduğu halde,

اَلرَّاضِى بِالضَّرَرِ لاَ يُنْظَرُ لَهُ

sırriyle hiç acınmaya müstahak olamaz. Çünki: Zarara rızasiyle girene merhamet edilmez. Ve lâyık değildir.

 

 

Cenab-ı Hak bizi ve sizi,

bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın

ve muhafaza eylesin,

âmin.

                      RİSALE-İ NURLARLA ALAKALI GÜZEL SİTELER 
  Image Hosted by ImageShack.us

 "Yâ Rabbî ve yâ Rabbe's-Semâvâti ve'l-Aradîn, yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Külli Şey, Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlûkatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur'ân'a ve imana hizmet için, insanların kalblerini Risale-i Nûr'a musahhar yap. Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahim Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nûr'a kalbleri ve akılları musahhar kıl. Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü'l-Firdevste mes'ut kıl. Âmin, âmin, âmin…".

  

 

 


  


    


SPACES KARDEŞLİK

 
   
♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥
 

 

 

  

  İŞTE LOGOMUZ

                      

                        

                    <P align=center><A href="http://omerkardess1978.spaces.live.com/" target=_blank><IMG alt="TURKUAZ'aGider"    src="http://img165.imageshack.us/img165/8842/fbiso4.jpg" width=150 border=0></A><P></P>  

                                               

                                                      

 

 

                                                           hakiki aşka açılan pencereyi aralamak için tıklayınız!!

                                              

      Muhtarinkizi  en sevgiliye (s.a.v)

  >

picture picture picture

 

 

picture

EVLİLİĞE DAİR

 

 
     
                                          
>
>
 
> > >        R   İ    S   A    L    E    -   İ       N      U    R    '  D     A         M       U     T    L    U        E    V    L    İ   L    İ   K>    R İ S A L E - İ   N  U R ' D A   M  U  T L U   E V L İ L İ K 
RİSALE-İ NUR'DA MUTLU EVLİLİK


Posted Image, might have been reduced in size. Click Image to view fullscreen. 
Gelişim basamak basamaktır. Her basamağın kendine ait rolleri vardır. Hepimiz rollerimizi yaşama şekliyle ve bu rollerin benliğimize kazandırdığı deneyimlerle ruhsal tekâmül ve kendi bütünümüze ulaşmayı amaçlarız.

Evlilik,birden fazla rolün kazanıldığı kurumdur, Ailenin gelini, evinin kadını, çocuklarının annesi gibi rolleri hep bu kutsal çatı altında kazanılır.Kuruluduğu günden bu yana psikoloji biliminin neredeyse temel sorunu olan arzu ve yasak çatışmasının en meşru çözüm alanı yine evliliktir. 


Bediüzzaman Hazretlerinin belirttiği gibi "tenasülün devamı için, hikmet-i İlâhîye, o fıtrî hizmete bir ücret olarak fıtrî bir meyil ve şevk vermiş." Kişi bu fıtrî meyil ve şevki evlenerek helâl dairede keyfe kâfi derecede yaşayabilmekte. Böylelikle Efendimizin ( a.s.m.) belirttiği gibi eşler birbirinin örtüsü olmakta.

Bu hâliyle evlilik günaha giden yolda önemli bir barikat, güvenlik şeridi rolünü üstlenmektedir.


Ayrıca Risale-i Nur'un bir cüz'ünde denilmiş ki: "Bahtiyardır o adam ki, refika-i ebediyesini kaybetmemek için, saliha zevcesini taklit eder, o da salih olur. Hem, bahtiyardır o kadın ki kocasını mütedeyyin görür, ebedî dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur; saadet-i dünyeviyesi için de saadet-i uhreviyesini kazanır."


Dikkat edersek Üstadımız çatışmasız bir evliliğin nasıl olacağını, özellikle eşlerden mütedeyyin olanının taklit edilmesini bahtiyarlık addetmekte.

"Bedbahttır o adam ki sefahate girmiş  zevcesine ittiba eder, vazgeçirmeye çalışmaz, kendisi de iştirak eder. Bedbahttır o kadın ki zevcinin fıskına bakar, o­nu başka bir surette taklit eder. Veyl o zevç ve zevceye ki birbirini ateşe atmakta yardım eder. Yani, medeniyet fantezilerine birbirini teşvik eder."

Burada dikkat edilmesi gereken ikinci husus, eşlerin zaman zaman ilişkilerine dışardan bakıp, evliliklerinde hangi örneği resmettiklerine dikkat etmeleridir.


Yine Risale-i Nur'da eşler arasındaki muhabbetin dahi Hakka ait olduğu vurgulanır.

"Hem, refika-i hayatını, rahmet-i İlâhîyenin munis, lâtif bir hediyesi olduğu cihetiyle sev ve muhabbet et. Fakat çabuk bozulan hüsn-i suretine muhabbetini bağlama. Belki kadının en cazibedar, en tatlı güzelliği, kadınlığa mahsus bir letafet ve nezaket içindeki hüsn-i sîretidir. Ve en kıymettar ve en şirin >cemali ise, ulvî, ciddî, samimî, nuranî şefkatidir. Şu cemal-i şefkat ve hüsn-i sîret, ahir hayata kadar devam eder, ziyadeleşir. Ve o zaife, lâtife mahlûkun hukuk-u hürmeti o muhabbetle muhafaza edilir. Yoksa, hüsn-i suretin zevaliyle, en muhtaç olduğu bir zamanda, bîçare, hakkını kaybeder." (Sözler, 32. Söz, Bediüzzaman Said Nursî)


Eşler arası muhabbet Kur'ân'ın emrettiği tarzda olursa faydaları nelerdir o­nu da Risale-i Nur'dan bakalım;

"Refika-i hayatına meşru dairesinde, yani, lâtif şefkatine, güzel hasletine, hüsn-i sîretine binaen samimî muhabbet ile refika-i hayatını da naşizelikten, sair günahlardan muhafaza etmenin netice-i uhreviyesi ise, Rahîm-i mutlak, o refika-i hayatı hurilerden daha güzel bir surette ve daha ziynetli bir tarzda, daha cazibedar bir şekilde, o­na dâr-ı saadette ebedî bir refika-i hayatı ve >dünyadaki eski maceraları birbirine mütelezzizâne nakletmek ve eski hatıratı birbirine tahattur ettirecek enis, lâtif, ebedî bir arkadaş, bir muhip ve mahbup olarak verileceğini vaat etmiştir. Elbette vaat ettiği şeyi kat'î verecektir." (Sözler, 32. Söz, Bediüzzaman Said Nursî)


Cenab-ı Hak Risale-i Nur'daki manevî reçeteleri evlilik hayatımızda uygulama iştiyakını hepimize nasip etsin.

picture

                                                                      

                                                                       

                                                                                       

 

 

                                                          

KURAN ZİYAFETİ

 
   
♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥
 

Kuran'ı Kerim

Image Hosted by ImageShack.us 

Abdussamed'den görüntülü vakia suresini İzleme fırsatınız oldumu tıklayın 

Abdussamed'den Duha ve İnşirah sureleri tıklayın.


Abdussamed'den cemaatli Kur'an ziyafeti.

 
Sure No

Sure İsmi

Media Player
1 Fatiha Suresi Dinle
2 Bakara Suresi Dinle
3 Al-i İmran Suresi Dinle
4 Nisa Suresi Dinle
5 Maide Suresi  Dinle
6 En'am Suresi Dinle
7 A'raf Suresi Dinle
8 Enfal Suresi Dinle
9 Tevbe Suresi  Dinle
10 Yunus Suresi Dinle
11 Hud Suresi Dinle
12 Yusuf Suresi Dinle
13 Ra'd Suresi Dinle
14 İbrahim Suresi  Dinle
15 Hicr Suresi  Dinle
16 Nahl Suresi  Dinle
17 İsra Suresi  Dinle
18 Kehf Suresi  Dinle
19 Meryem Suresi Dinle
20 Taha Suresi  Dinle
21 Enbiya Suresi  Dinle
22 Hacc Suresi  Dinle
23 Mü'minun Suresi  Dinle
24 Nur Suresi  Dinle
25 Furkan Suresi  Dinle
26 Şuara Suresi  Dinle
27 Neml Suresi  Dinle
28 Kasas Suresi  Dinle
29 Ankebut Suresi  Dinle
30 Rum Suresi  Dinle
31 Lokman Suresi  Dinle
32 Secde Suresi Dinle
33 Ahzab Suresi  Dinle
34 Sebe Suresi  Dinle
35 Fatır Suresi  Dinle
36 Yasin Suresi  Dinle
37 Saffat Suresi  Dinle
38 Sad Suresi  Dinle
39 Zümer Suresi  Dinle
40 Gafir(Mü'min) Suresi   Dinle
41 Fussilet Suresi  Dinle
42 Şura Suresi Dinle
43 Zuhruf Suresi  Dinle
44 Duhan Suresi  Dinle
45 Casiye Suresi  Dinle
46 Ahkaf Suresi  Dinle
47 Muhammed Suresi  Dinle
48 Fetih Suresi Dinle
49 Hucurat Suresi  Dinle
50 Kaf Suresi  Dinle
51 Zariyat Suresi  Dinle
52 Tur Suresi  Dinle
53 Necm Suresi  Dinle
54 Kamer Suresi  Dinle
55 Rahman Suresi  Dinle
56 Vakıa' Suresi  Dinle
57 Hadid Suresi  Dinle
58 Mücadele Suresi  Dinle
59 Haşr Suresi  Dinle
60 Mümtehine Suresi  Dinle
61 Saff Suresi  Dinle
62 Cum'a Suresi  Dinle
63 Münafıkun Suresi  Dinle
64 Teğabun Suresi  Dinle
65 Talak Suresi  Dinle
66 Tahrim Suresi  Dinle
67 Mülk Suresi Dinle
68 Kalem Suresi  Dinle
69 Hakka Suresi  Dinle
70 Mearic Suresi  Dinle
71 Nuh Suresi  Dinle
72 Cin Suresi  Dinle
73 Müzzemmil Suresi  Dinle
74 Müddessir Suresi  Dinle
75 Kıyamet Suresi  Dinle
76 İnsan Suresi  Dinle
77 Mürselat Suresi  Dinle
78 Nebe' Suresi  Dinle
79 Nazi'at Suresi  Dinle
80 Abese Suresi  D

 

 

 

Ah uğursuz dünya; ah zâlim düşünce, ah aldatan şeytan!

Bilmem ki etdiklerine hiç pişmanlık duyduğun oldu mu?..

Ne var ki; sen pişmanlık duysan da duymasan da, bunların hiçbirinin cezasız kalmayacağı, Allah’ın değişmeyen âdetine göre, mutlaka iğneden ipliğe herşeyin hesabının verileceği bir gün gelecek ve sen ma’şeri vicdan karşısında hacaletden iki büklüm olup inleyeceksin!

Keşke sen, henüz o gün gelmeden insanlığını idrak ederek yaptıklarından vazgeçebilseydin! Keşke bizler de, hasımlarımızın bu kadar kin ve nefretleri karşısında uyanıp kendimize gelebilseydik; kusurlarımızı görüp bizi perişan eden faktörleri en derin, en gizli noktalarına kadar tahlîl ve değerlendirmeye tâbi tutabilseydik! Acı dahi olsa, hakikatları haykırıp yanlış ve küflü kanaatleri esastan düzeltebilseydik! Garaz ve inadı bir tarafa bırakarak, bu millet ve onun duygu ve düşünce dünyasına hizmet etme etrafında birleşebilseydik..!

M.Fethullah GÜLEN Hocaefendinin “Yitirilmiş Cennete Doğru” İsimli Kitabından Alınmıştır.

 

 

 

 

 bu dünya "dayanma" dünyasıdır,

"darılma" değil

ALLAHIM

 

LAFZAYI CELAL

Dünya büyülü yalan, Bana Allah'ım gerek.

 Sen Leylâ'ya sevdalan,

Bana Allah'ım gerek!..

                           

 

 

ALLAH SEVGİSİ

Herkes, kendi varlığını, bunun olgunlaşmasını ve hiç yok olmadan devam etmesini ister. Kendini ve Rabbini bilen, varlığının devam etmesinin kendi elinde olmadığını, ancak Allahü teâlânın dilemesiyle var olduğunu bilir.

Varlıkların hepsi Allahü teâlânın kudretiyle vardır. Hiç kimse, kendi kendini yaratıp, hayatını devam ettiremez. O hâlde, kişinin, kendini yaratan, çeşitli ni'metler veren, yaşatan Rabbimizi sevmemesi mümkün değildir. Eğer sevmiyorsa, kendi yaratılışını bilmediğinden, cehâletindendir. Çünkü sevgi, ma'rifetin, (ya'nî bilmek, a nlamak) meyvesidir.

Bir şey önce bilinip anlaşıldıktan sonra sevilir. Ya'nî ma'rifet olmadan sevgi olmaz. Sevgi ma'rifete göredir. Ma'rifet ne nisbette ise, sevgi de o nisbette olur. Rabbini bilen elbette O'nu sever. Çünkü kendini sevenin, kendini yaratanı sevmemesi düşünülemez.

                                                  ALLAH SEVGISI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ALLAH SEVGİSİ

Herkes, kendi varlığını, bunun olgunlaşmasını ve hiç yok olmadan devam etmesini ister. Kendini ve Rabbini bilen, varlığının devam etmesinin kendi elinde olmadığını, ancak Allahü teâlânın dilemesiyle var olduğunu bilir.

Varlıkların hepsi Allahü teâlânın kudretiyle vardır. Hiç kimse, kendi kendini yaratıp, hayatını devam ettiremez. O hâlde, kişinin, kendini yaratan, çeşitli ni'metler veren, yaşatan Rabbimizi sevmemesi mümkün değildir. Eğer sevmiyorsa, kendi yaratılışını bilmediğinden, cehâletindendir. Çünkü sevgi, ma'rifetin, (ya'nî bilmek, anlamak) meyvesidir. 

Bir şey önce bilinip anlaşıldıktan sonra sevilir. Ya'nî ma'rifet olmadan sevgi olmaz. Sevgi ma'rifete göredir. Ma'rifet ne nisbette ise, sevgi de o nisbette olur. Rabbini bilen elbette O'nu sever. Çünkü kendini sevenin, kendini yaratanı sevmemesi düşünülemez.

                                                MEMNUNE

 

KIRK HADİS
 

KIRK HADIS

         


1-) Kim benim sunnetimi diriltirse(ihya eder ve yasaminda tatbik ederse) beni sevmis olur. Beni seven de benimle beraber Cennettedir.

2-) Bana itaat eden Allah'a itaat etmis olur. Bana isyan eden Allah'a isyan etmisolur.

3-) Sizden birinizin, arzusu benim getirdigim (Kur'an'a Seriat)e uymadikca kamil imanla iman etmis olamaz.

4-) Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederimki, Ben kendisine babasindan ve cocugundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kamil imanla iman etmis olmaz.

5-) Gercek musluman, muslumanlarin elinden ve dilinden geven icinde oldugu kimsedir. Gercek muhacir ise Allah'in yasaklarini terkeden kimsedir.

6-) Bildigi ile amel eden kisiye Allah bilmedigi ilimlerin bilgisine varis kilar.

7-) Kardesini bir gunahindan dolayi ayip-layan kisi, gunahi islemedikce olmez.  

8-) Islam'in dugmeleri dugme dugme cozulecek(Seriatin emirleri tek tek terkedilecek). Her dugme cozuldukce insanlar onu takibedendugmeyi cozmeye tesebbus edecekler. Bu cozulen dugmelerin ilki idari konular, sonuncusuda namazdir.

9-) Sizden kim (Seriate uymayan) bir kotu is gorurse onu eliyle duzeltsin, buna gucu yetmezse diliyle duzeltsin. Buna da gucu yetmezse kalbiyle bugzetsin. Bu sonuncusu ise imanin en zayip mertebesidir.

10-) Cihad, kiyamet gunune kadar gecerli bir emirdir.

11-) Kim gaz yapmadan ve icinde gaza yapma istegini konusturmadan olurse, munafiklikdan bir cesit uzere olur.

12-) Cihadin en faziletlisi zalim sultan katinda hakki soylemektir.

13-) Rabbini gazablandiracak bir meselede sultani hosnud eden(etmeye calisan) Allah'in dininden cikmis olur.

14-) Cennet (nefse agir geldigi icin) hoslanilmayan seylerle, cehennemde sehvete hitap eden seylerle kusatilmistir.

15-) Islam'in disinda bir millet uzerine yemin eden, soyledigi gibidir. (Onlardandir)

16-) Amellerin en hayirlisi sevdigini Allah icin sevmek bugzettigine de Allah icin bugzetmektir.

17-) Kim bir kavme benzemeye calisirsa, o onlardandir.

18-) Munafigin alameti uctur: Konustugunda yalan soyler, vaad verdiginde yerine getirmez, emanet olundugunda hainlik eder.

19-) Kisi din kardesine kafirlik isnad ederse, bu isnad ikisinden birine doner.

20-) Kim bir hayirli isi yapmaya yonelirse, onu yapan kadar mukafat alir.

21-) Arzusu ve hedefi Allah'dan baska sey olarak sabahlayan Allah(in kullain) dan degildir. Muslumanlarin dertleriyle dertlenmeyen de onlardan degildir.

22-) Rabb olarak Allah'a, din olarak islam'a, peygamber olarak Muhammed (s.a.v) erazi olan kisi imanin tadini tatmis demektir.   

23-) Islam cemaatinden bir karis da olsa ayrilan, boynundan islam bagini cozmus demektir.

24-) Is ehil olmayana verildiginde kiyameti bekle.

25-) Akilli kisi nefsine hakim olup olumdne sonrasi icin is yapandir. Aciz(akilsiz) kisi ise nefsini arzularina tabi kilip sonrada Allah'a karsi Temennide bulunandir.

26-) Emirleriniz hayirlilariniz, zenginleriniz hosgorululeriniz, isleriniz aranizda danismayla oldugunda yerin ustu sizin icin yerin altindan daha hayirlidir. Ama emirleriniz serlileriniz, zenginleriniz cimrileriniz, isleriniz kadinlarinizin elinde oldugunda yerin alti sizin icin yerin ustunden daha hayirlidir.

27-) Kendimden sonra erkekler icin kadinlardan daha zararli bir fitne birakmadim.

28-) Sozlerin en dogrusu Allah'in kitabidir. Hayat tarzlarinin en guzeli Muhammed(s.a.v) in hayat tarzidir. Islerin en serlileri sonradan uyduranlardir. Her sonradan uydurulan sey bid'attir. Her bid'at sapikliktir ve her sapiklik ta Cehennem'dedir.

29-) Fitne doneminde ibadete sarilmakk, bana hicret etmek gibidir.

30-) Ummetimden bir takim kimseler, ismini degistirerek sarabi(alkollu icecekleri) icecekler. Bu esnada baskalari ucunda (yanlarinda) calgilar calinacak ve sarkici kadinlar olacak. Iste onun icin Allah onlari yere batiracak ve aralarindan bazilarinin sekli maymun'a ve domuz'a cevrilecek.

31-) Suphesiz ki benden sonra ummetimden Kur'an-i Kerim'i okuyan bir kisim insanlar olacak. Fakat onlarin okudugu bogazlarini gecmeyecek. Onlar tipki okun yaydanciktigi gibi dinden cikacaklar, sonra da tekrar ona donmeyecekler. O kimseler, insanlarin ve hayvanlarin en serlileri (kotuleri)dir.

32-) Kalbinden tam bir sadakatle Allah 'tan baska ilah olmadiginina ve Muhammed 'in de Allah'in rasulu olduguna sehadet eden bir kimseyi Allah, cehennem atesine haram kilar.  

33-) Kim itaatten bir el kadar ayrilirsa, kiyamet gununde Allah'in huzuruna lehinde hic bir delili olmadigi halde kavusur. Kim de boynunda (halifeye) beyat olmadigi halde olurse cahiliye olumuyle olmus olur.

34-) Ya ogrenen, ya ogreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunlarin disinda bir besincisi olma; helak olursun. Besincisi ise, ilme ve ilim ehline bugzetmendir.

35-) Allah kadin kiyafetini giyen erkege ve erkek kiligina giren kadina lanet etsin.

36-) Allah'a isyan olan bir hususta kimseye hic bir itaat yoktur. Itaat ancak marufta (ser'i olculer icerisinde)dir.

37-) Irkciliga cagiran bizden degildir. Irkcilik icin savasan bizden degildir. Irkcilik uzere olen de bizden(muslumanlardan) degildir.

38-) Kisi arkadasinin dini uzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaslik yaptigina dikkat etsin. Kisi sevdigi ile beraber(hasrolunacaktir)dir.

39-) Ummetim dinar ve derhemi(parayi, maddi varliklari) yucelttigi zaman onlardan islam'in heybeti kaldirilir. Iyilikle emretmeyi terkettikleri zaman da vahyin bereketinden mahrum kilinirlar.

40-) Insanlar uzerine oyle bir zaman gelecek ki, onalr arasinda dini konusunda(yapilan saldirilara) sabirla karsi koyan, kor parcasini avuclayan gibi olacak.

    

MEMNUNE     

Kaynak: http://www.geocities.com/Broadway/3495/index.html

 

           

 

 

 

 

AFFEDERMİSİN ALLAHIM??????????
  
 

Affedermisin Allah´ım ?..
 
Yüklensem günahlarimi sirtima
Tüm mahcubiyetimi alsam yanima
Biraz da utanc duyarak kapina
Gelsem affeder misin Allah´im ?..
Gözlerim dolu yaslarla
Günahlarimin verdigi pismanlikla
Ama beni affedecegin umuduyla
Gelsem beni affeder misin Allah´im ?.. 
Verecegim hesabin korkusuyla
Benden geriye kalmis günahlarin tortusuyla
Ama Rabbim sana duydugum büyük askla
Gelsem beni affeder misin Allah´im ?..
Hatalarimi bilsem de bas koydum yoluna
Sen cok affedicisin bagislayicisin ama
Benim de günahlarim cok fazla
Böyle iken Gelsem kapina affeder misin Allah´im?..
Belki yüzüm yok gelmeye
Ama baska yerim yok gitmeye
Kalbimde ki sonsuz sevgimle
Gelsem beni affeder misin Allah´im ?..

 
 

 

 

                                                                                                                                      İslam Alimlerinin Gözüyle Zamanın Kıymeti’nde, Kum Saati misali her gün eksilmekte olan hayatımızın en güzel şekilde verimli kılmanın gerekliliğine işaret edilmekte... hayatlarını çok iyi değerlendirmiş ve bizlere yüklü bir miras bırakmışlar...

NAMAZ

Akıl ve baliğ olan yani erginlik çağına gelen her müslümanın hergün beş vakit namaz kılması farzdır. Bir namazın vakti gelince, bu namazı kılmaya başladığı vakit, kılması farz olur. Kılmadı ise, vaktin sonunda, yanî vaktin çıkmasına, abdest alıp namaza başlayacak kadar zaman kalınca, kılması farz olur. 

Özrü yok iken kılmadan vakit çıkarsa, büyük günâh olur. Özrü olanın da, olmıyanın da, kazâ etmeleri farz olur. Yeni müslüman olana önce namazın şartlarını öğrenmek farz olur. Öğrendikten sonra, kılması da farz olur. 

Beş vakit namaz, kırk rek'at eder. Bunlardan onyedi rek’ati farzdır. Üç rek’ati vâciptir. Yirmi rek’ati sünnettir. Şöyle ki:

Sabah namazı Dört rek'attir. Önce, iki rek'at sünneti, sonra iki rek'at de farzı kılınır. Bu sünnet, çok kuvvetlidir. Vâcip diyenler de vardır. 

Öğle namazı On rek'attir. Önce, dört rek'at ilk sünneti, sonra dört rek'at farzı, farzdan sonra da iki rek’at son sünneti kılınır. 

İkindi namazı Sekiz rek'attir. Önce, dört rek'at sünneti, sonra dört rek'at farzı kılınır. 

Akşam namazı Beş rek'attir. Önce üç rek'at farzı, sonra iki rek'at sünneti kılınır. 

Yatsı namazı Onüç rek'attir. Önce, dört rek'at sünnet, sonra dört rek'at farz, sonra iki rek'at son sünnet, bundan sonra üç rek'at, Vitir namazı kılınır. 

İkindi ve yatsının ilk sünnetleri, “Gayr-i müekkede”dir. Bunların ikinci rek'atlerinde otururken, Ettehiyyâtü... den sonra, Allahümme salli alâ... sonra... Bârik alâ... sonuna kadar okunur. Ayağa kalkınca, üçüncü rek’atte, önce Besmele çekmeden, Sübhâneke... okunur, hâlbuki, öğle namazının ilk sünneti “Müekked”dir. Yanî, kuvvetle emrolunmuştur. Sevâbı daha çoktur. Bunda, birinci oturuşta, farzlarda olduğu gibi, yalnız Ettehiyyâtü okunup, sonra üçüncü rek’at için, hemen ayağa kalkılır. Kalkınca, önce Besmele çekip, doğruca Fâtiha okunur.

Birinci rek’at, namaza durunca, diğer rek'atler ayağa kalkınca başlar ve tekrar ayağa kalkıncaya kadar devam eder. Son rek'at ise, selâm verinciye kadar devam eder. İki rek’atten az namaz olmaz. Akşamın farzı ile vitirden başka, her namaz, çift rek’atlidir. İkinci secdeden sonra, çift rek’atlerde oturulur.

Herbir rek’atte namazın farzları, vâcipleri, sünne tleri, müfsidleri ve mekrûhları vardır.
 

Image Hosted by ImageShack.us

 

((((((((((DUYARSIZ KALMAYALIM)))))))

 

   MEHMET AKİF ERSOY  
 

YA RAB BU UĞURSUZ GECENİN YOK MU SABAHI?

 

"İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helâk eder misin, Allah’ım?"

(A’râf Suresi 155. Ayetin bir kısmı)

 

Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?

Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!

diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!

Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında,

Yâ Rab, o cehennemle bu tûfan arasında,

Toprak kesilip, kum kesilip Âlem-i İslâm;

Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm!

Bîzâr edecek, korkuyorum, Cedd-i Hüseyn'i,

En sonra, salîb ormanı görmek Harameyn'i!...

Bin üç yüz otuz beş senedir, arz-ı Hicaz'ın

Âteşli muhitindeki sûzişli niyâzın

Emvâci hurûş-âver olurken melekûta?

Sönsün de, İlâhi, şu yanan meş'al-i vahdet,

Teslis ile çöksün mü bütün âleme zulmet?

Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman

Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?

Enfâs-ı habisiyle beş on rûh-u leimin,

Solsun mu o parlak yüzü Kur'an-ı Hakim'in?

İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet?

Yâ Rab, bu ne hüsrandır, İlâhi, bu ne zillet?

Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede mânâ?

Zâlimleri adlin, hani öldürmedi hâlâ!

Câni geziyor dipdiri... Can vermede mâsûm!

Suç başkasınındır da niçin başkası muhkûm?

Lâ yüs'ele binlerce sual olmasa du kurbân;

İnsan bu muammalara dehşetle nigeh-bân!

 

Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık;

Bir uykuya daldık ki: cehennemde uyandık!

Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi yakacaktın...

Yaksaydın a mel'unları... Tuttun bizi yaktın!

Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi:

Binlerce cevâmi' yıkılıp hâke serildi!

Kalmışsa eğer bir iki mâbed, o da mürted:

Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed!

Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,

Bir giryede bin ailenin mâtemi çağlar!

En kanlı senâatle kovulmuş vatanından,

Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan!

İslâm'ı elinden tutacak, kaldıracak yok...

Nâ-hak yere feryâd ediyor: âcize hak yok!

Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhi?

Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!

 

     PEYGAMBERİMİZE KARŞI YAPILAN SAYGISIZLIĞI BÜTÜN KALBİMLE KINIYOR DUYARLI HAK DOSTLARINA TEŞEKKÜR EDİYORUM  ..  

 

 

 

İSTİKLAL MARŞI

 

  Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır  ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!


MEHMET AKİF ERSOY 

 

 

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

 HARUN YAHYA




Hayatı boyunca, kapkaranlık, sessiz kafatasının içinde kendisine gösterilen görüntüleri izleyen, düşünen, sonuç çıkaran, karar veren bilinç sahibi varlık kimdir? Bütün bunları algılayan, bilinci meydana getiren varlığın, şuursuz atomların oluşturduğu, su, yağ protein gibi maddelerden meydana gelen beyin olamayacağı açıktır. Beynin ötesinde, çok daha farklı bir varlık olmalıdır.



 

((((((((((GÜLLERİN EFENDİSİ)))))))

 

     
 
GÜLLERİN EFENDİSİ
RABBİMİN EMANETİNE SELAM OLSUN
BEKLİYORUZ EFENDİM BELKİ RÜYAMIZA GİRERSİN DİYE..
HASRETİN VUSLATA ERECEĞİ GÜNE HASRETİZ EFENDİM!
SEN GEÇERKEN GÜLLERİN O ENFES KOKUNA DAYANAMAYIP
BAŞLARINI BÜKMESİ GİBİ BEKLİYORUZ EFENDİM...
SANKİ AYAĞIMIZI ATINCA MEDİNE'NE GELECEKMİŞİZ GİBİ
O RESİMLERE BAKINCA İŞTE O AN...
HASRETLE YANIYOR VÜCUDUM SANA KAVUŞMAK İSTİYORUM O AN..
ÇAĞLAR ÖNCESİNE UZANABİLMEK İSTERDİM
TAİFTE TAŞLANIRKEN SENİ KORUMAK İÇİN SAF OLUŞTURMAK..
O AŞK İLE YANIP TUTUŞMAK İSTERDİM
HAMZAYA O ÇETİN SAVAŞTA EVET UHUD'DA
O GİREN"MIZRAK"BANA GİRMESİNİ DİLERDİM...
SENİ BEKLEYEN O NEMLİ GÖZLER VAR SEVGİLİ
BİR SÜMEYYE OLABİLMEK İSTERDİM
EFENDİM BEKLİYORUZ HASRETLE,
AŞKLA, SANA KAVUŞACAĞIMIZ GÜNE HASRET!
MEDİNENE HASRET
GÖZLERİNDEKİ İNCİ YAŞIN OLABİLMEK İSTERDİM
AÇLIKTAN MİDENE BAĞLADIĞIN TAŞIN OLMAK İSTERDİM
CANIMIN CANANI EFENDİM!GÜLLERE BAKINCA SENİ DÜŞLEMEK
TERLEDİĞİNDE ALNINDAKİ TERİN OLMAK...
BİLİRLER Mİ Kİ TENİNİN KOKUSUNUN GÜLLERİ BAYILTTIĞINI
SANA SELAM OLSUN
                                               
 
 
 

 

 www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

 

 

HAKTAN UZAK KALAN NE ARAR

 

ÖLÜ BİR ÖMÜR NEYE YARAR

 

 

 

 

 

 

 

 

 
             
 
 

 

 

 

 

 

PEYGAMBERİMİZE SALAT VE SELAM OLSUN

 O NEBİ SEVGİLİLER SEVGİLİSİ.....

 

 

 

FESATLAR

ALLAHIM HİÇ BİTMEYECEKMİ İNSAN KILIKLI KISKANÇ FESATLAR....ESKİ YEMEKLERİ ISITIP, ARADA BİR ÖNÜMÜZE KOYARLAR.....

 

       MEMNUNE                                                       

 

 

 

 

ALDANMA

Hele bir anlatıver Güzel Dost! Kimler aldandı?


- Cehennemi hesaba katmayan dindar aldandı!
Çünkü Kur’an şöyle anlattı:

‘Allah tarafından hiç hesaba katmadıkları karşılarına çıkıverdi...’ Zümer Suresi, 47.



Söyle bana Can Dostum kimler aldandı?



- Cennetteki yerini hazır bilen herkes aldandı!

Zira Kur’an ‘..O öyle sizin kuruntu ve hayallerinizle olacak iş değil.’ buyurmuştu. Nisa Suresi, 123.




Bir daha söyleyiver başka kimler aldandı?



- Ölüm yokmuş gibi yaşayan dünya-perest aldandı!
Zira Kur’an turrayı şöyle bastı:

‘Her nerede olursanız olunuz ölüm size yetişir! Velev (hatta) eflake ser çekmiş surlarda bulunun!’ Nisa Suresi, 78.



Güzel Dost! Anlat bana daha kimler aldandı?



- Ameline güvenen abid (çok ibadet eden) aldandı!
Çünkü Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam şöyle ferman buyurdu:

Zinhar aldanmayın! Hiç kimse ameli ile kurtulamaz!
Soruldu: Sen de mi Ya Rasulallah?
Cevap verdi: Evet ben de!




Başka kim kandı, kimler aldandı?



- Salih amel işliyorum sanan riyakar (iki yüzlü) aldandı!
Çünkü Kutsi Hadiste Allah Teala şöyle buyurdu:

..Kim bir amel işler de o amele benimle birlikte bir başkasını ortak ederse

onu ve şirkini başbaşa bırakırım.



Anlatıver Hakîm! Sonra kim aldandı?



- Aleme telkin (nasihat) verip kendini unutan vâiz aldandı!

‘İnsanlara iyilik emreder de kendinizi unutur musunuz?

Halbuki kitap okuyorsunuz, artık akıl etmez misiniz?’

Bakara Suresi, 44.



Başka var mı? Daha kim aldandı?



- Rabbini bırakıp hevasına (nefsin zararlı ve günah olan arzuları) kulluk eden aldandı!

‘Gördün mü o hevasını ilah edineni? Artık ona sen mi vekil olacaksın.

Yoksa onların çoğunu işitirler veya akıl ederler mi sanıyorsun?

Onlar sırf hayvan gibi hatta gidişçe daha sapkındırlar?’

Furkan Suresi, 43-44.



Hele bir anlat Sevgili Dost! Başka kimler aldandı?



- Rahmete güvenip kendini emniyete salan fâsık (günahkar) aldandı!

‘Allahın kendilerine kuracağı plandan emin mi oldular?!

Kendilerine yazık eden kavimlerden başkası Allahın mekrinden (uyun,düzen) emin olmaz!’

A’raf Suresi, 98.



Hele bir daha anlat, başka kimler aldandı?



- Yolunun eğriliğinden şüphe etmeyen kendini bilmez aldandı!

‘Tuttukları yol sebebiyle dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmiştir de zannnederler ki cidden iyi bir iş yapıyorlar.’

Kehf Suresi, 104.



Göster bana Can Sevgili! Daha kimler aldandı?



- Kendini hizmette bilip, kılını dahi kıpırdatmayanlar aldandı!

‘Allah gayret gösterip cihad edenlere,

olduğu yere mıhlanıp kalanların çok üzerinde bir ecr-i azim ihsan etmiştir.’

Nisa Suresi, 95.



Avaz et Hatip avaz, ta ki herkes duysun! Hele hele kimler aldandı?



- Nasıl desem bilmem ki Namazsız aldandı!

Hele bir baksan ya Kur’an nasıl anlattı: ‘Ashabı yemin (cennetlik olanlar) Cennetten seslenip mücrimlere (suçlu) soruyorlar,

sizin bu sekar cehennemine girmenize ne sebep oldu? diye.
Onlar da diyorlar: Biz namaz kılanlardan değildik…’

Müddessir Suresi, 39-43.



Kim öz-canını yaktı, kimler aldandı?



- ‘Ben bundan sonra kurtulmam.’ diyen me’yus (ümitsiz) aldandı!

‘De ki: Günah işlemek suretiyle öz-nefisleri aleyhine israf etmiş kullarım!

Allahın rahmetinden ümidi kesmeyin, çünkü Allah bütün günahları mağfiret buyurur.

Şüphesiz o öyle gafur, öyle rahim. Onun için ümidi kesmeyin de başınıza azab gelmeden evvel tevbe ile Rabbinize dehalet edin

ve ona halis müslümanlık yapın, sonra kurtulamazsınız!’

Zümer Suresi, 53-54.



Ey Güzel Hayırhah! Anlatıver kim aldandı?



- ‘Allah dilemeseydi günahkar mı olurdum!’ diyen kaderci aldandı!

‘Diyeceği gün bir nefis: Eyvah! Allah yanında yaptığım eksikliklerden dolayı hasretime bak, doğrusu ben eğlenenlerden idim.

Yahud diyeceği: Allah bana yolunu gösterse idi ben de müttakilerden,

Allahtan korkan dindarlardan olurdum.’

Zümer Suresi, 56-57.



Ey Nâsih! De bana daha kimler aldandı?



- ‘Keşke her günahım bunun gibi olsa.’ diyen müznib (günahkar) aldandı!
Zira Sahabi Hazreti Enes şöyle anlattı:

Sizler, size göre saç kılından ince, kıymeti olmayan işler yapıyor, günahlar işliyorsunuz.

Lakin biz onları Rasulullah zamanında helak sebebi sayıyorduk.



Anlat anlat daha kimler aldandı?



- ‘Bakma! Benim kalbim temiz.’ diyen amelsiz aldandı!

‘Yemin olsun ki zamana! İnsan mutlak hüsranda

Ancak şunlar müstesna: Onlar iman edip salih salih amel işlediler!..’

Asr Suresi, 1-3.



Başka kim, daha kim aldandı?



- ‘Bir lokma bir hırka devirleri geçti artık; bu zamanda herşey para!’ diyen zengin aldandı
!
‘Oyaladı o malda çokluk kuruntusu sizleri. Ta.. ziyaret edişinize kadar kabirleri.

Öyle değil, ileride bileceksiniz. Sonra öyle değil ileride bileceksiniz.

Öyle değil ilmel yakin bileceksiniz.

Kasem olsun o cehennem ateşini çaresiz, göreceksiniz.

Sonra kasem olsun onu çaresiz, aynel yakin göreceksiniz.

Sonra kasem olsun o gün mallarınızdan hesaba çekileceksiniz!’

Tekasür Suresi.



Hele bahset başka kim aldandı?



- ‘Bu zamanda da bu olur mu canım!’ diyen cahil aldandı!

‘Rabbinin kelimesi doğrulukça da adaletçe de tam kemalindedir,

Onun kelimelerini değiştirebilecek yok, işiten de O, bilen de O.

Yerdekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar,

onlar sırf zan ardına gider ve sade atarlar.’

A’raf Suresi, 115-116.



Deyiver bana başka kim aldandı?



- ‘Göreceksin biz nice hacı-hocadan önce giricez cennete!’ diyen nâdan (cahil) aldandı!

‘Şüphesiz korunan müttekıler içindir Rabblerinin katında na’im Cennetleri.

Artık müslimleri mücrimler gibi kılar mıyız? Neniz var? Nasıl hükmediyorsunuz?

Yoksa size mahsus bir kitap var da onda şu dersi mi okuyor sunuz?’

Kalem Suresi, 34-37.



Bir daha söyle! Kim kandı, kimler aldandı?



- ‘Hem ondan hem bundan lazım; öyle tek taraflı, a-sosyal olmaz.’ diyen bîhaber (habersiz) aldandı!

Zira ‘..İyi bir amel ile diğer bir kötüyü karıştırdılar…’ Tevbe Suresi, 102.




Konuş Hatip konuş! Başka kim aldandı?



- ‘O kadar incesine aklım ermez.’ diyen akıllı aldandı!

‘Onlar dünya hayatını zahiren biliyorlar. Ahiret hakkında ise hepten gafiller!’ Rum Suresi, 7.




Bahsediver Hatip! Daha kim aldandı?



- ‘Bu da bir şey mi canım, millet neler işliyor.’ diyen günahkar aldandı!

‘Ona kendi kazandığı, size de kendi kazandığınız.

Siz onların amellerinden sorulacak değilsiniz.’ Bakara Suresi, 134.
Lakin ‘Şüphe yok bütün yaptıklarınızdan mesul tutulacaksınız!’ Nahl Suresi, 93.




Anlatıver Dostum! Daha kim aldandı?



- ‘Benim babam da hacı.’ diyen evlat aldandı!
Çünkü baksana dalgalar arasındaki inkarcı oğlu için yalvaran Nuh peygambere ne denildi:

‘Ey Nuh!.. O senin ailenden değil, çünkü o, dürüst iş yapan temiz bir insan değildi.

O halde hakkında kesin bilgin olmayan bir şeyi Benden isteme.

Onun kurtulması için dua ederek cahil bir iş yapmandan seni sakındırırım.’

Hud Suresi, 46.



Haber et Hatip haber! Başka kim aldandı?



- ‘Ben gıybet etmiyorum ki, olanı söylüyorum.’ diyen aldandı!

Zira Efendimiz bir gün soruverdi: Bilir misiniz gıybet nedir? diye.
Ashab, Allah ve Rasulu daha iyi bilir, dediler.
Efendimiz, kardeşini beğenmiyeceği şekilde anmandır, buyurdular.
Soruldu: Ya söylediğimiz şey onda varsa?
Cevap verdi Efendimiz: Eğer varsa onu gıybet ettin demektir.

Şayet söylediğin onda yoksa, bu zaman da ona iftira ettin demektir.



Daha kim yandı, kimler aldandı?



- ‘İşlediysek biz işledik; azabını çeker diyetini öderiz.’ diyen bedbaht (bahtsız) aldandı!

‘Yemin olsun! Rabbinizin azabından onlara velev bir nefha, bir kıvılcım dokunuverse

VAY BİZLERE derler!’ İsra Suresi, 21.



Vah Nâsih vah! Demek bunca insan aldandı!



- Güzel dost! Bir bilsen daha kimler aldandı